13 Temmuz 2009 Pazartesi

SENİNLE GURUR DUYUYORUM EVLAT

Bloguma bir süre ara vermeden sizinle en sevdiğim fotoğraf düzenlemelerinden birini paylaşmak istiyorum. Bu size uzun süre yetmeli :) Neyse, fotoğraf sanatçısı, John Olson'ın 197O'li yıllarda yaptığı bir çalışma. Dönemin bütün asi yıldızlarını bir araya toplamanın dışında, çok önemli bir özellik taşıyor. Bu kötü çocuklar, objektif karşısına aileleriyle geçiyorlar ve mutlu bir tablo çizerek Amerikanın "HUZUR DOLU" banliyö hayatına bir gönderme yapıyorlar. Anlamlı olduğu kadar, çok da sempatik bir çalışma olmuş. İçinde Eric Clapton'dan Grace Slick'e, Joe Cocker'dan Frank Zappa'ya, Jackson Beşlisi'nden Elton John'a ve Donovan'a kadar pek çok yıldız var. Fotoğrafların hakiki retro dokusuna ne denli taptığımdan söz etmek bile istemiyorum. Sizi fotoğraflarla başbaşa bırakayım...

En tepedeki fotoğrafta, idolüm Grace Slick ve annesi.. Psychedelic rock'ın yaratıcısı, annesinin yanında süt dökmüş kedi gibi duruyor :) Ayrıca bu çalışmadaki tek kadın yıldız odur. Kendisine tapıyoruz :) Bu fotoğrafın çekildiği dönemler Grace Slick kızı China'yı çoktan dünyaya getirmişti. Fakat burada karnına yastık koyarak hamile süsü vermişler...



"Tanrı" lakaplı Eric Clapton çok sevdiği büyük annesi Rose'la... Rose, Eric'in her ziyaretinde, kurabiye ve süt ikram ediyormuş ona.. Torununun tanrı ilan edilmiş olması, büyükanneleri ilgilendirmez öyle değil mi :)



Rosemary & Francis Zappa çifti ve sevgili oğulları Frank Zappa...


Elton John annesi Sheila ve üvey babası Fred'le beraber. Elton John, süslü kıyafetlere olan düşkünlüğünü annesinden almış olabilir.



Doğduğumdan beri hayranı olduğum Joe Cocker. Ve bu muhteşem sesi dünyaya getiren kutsal anne, Marjorie Cocker...


Ve "Jackson Beşlisi" grubunu anne ve babalarıyla görüyoruz.... Bildiğimiz gibi Michael Jackson, kalabalık bir ailenin ferdiydi. En öndeki sarı motorlu olan kendisi. Bu müthiş yetenek 25 haziran 2009'da, 51 yaşında kalp krizinden hayatını kaybetti. Ruhu şad olsun...

10 Temmuz 2009 Cuma

KARARLAR

Burada açıklama yapmıştım ve ayrıntılar vermiştim. Fakat daha sonra bir uyarı geldi maille. Bu yüzden değişiklik yapıyorum yazıda. Ayrıntılı bilgileri öğrenmek isteyen ARKADAŞLARIM benimle iletişime geçebilir.

Birkaç gün sonra Türkiye'ye dönüyorum. Fakat durum değişti, aslında bir süredir kafamı kurcalıyor ama daha bir ciddileşti son birkaç günde... Bundan sonra uzunca bir süre TR'ye gelemeyebilirim. Bu konuyu ailemle konuşmadan birşeyler yapmak niyetinde değilim tabii ki. Evlenmeyi ve Londra'da kalmayı düşünüyorum.

Durum, ailemle enine boyuna konuştuktan sonra netleşecek tabii ki. Onlar buna karşı çıkarsa süklüm püklüm geleceğim tr ye... Bunlardan söz etmek istemiyorum, henüz birşeyler kesinleşmedi. Şu günlerde araştırmalar yapıyorum. İnternetten baktığımda pek bişey algılamıyorum. Türkiye'den döndükten sonra ajanslara, avukatlara falan gidip geleceğim. Kafam hiç basmıyor bu durumları. İşi gerçekten iyi bilen tiplerle, karşılıklı konuşmadan halledemem... Aranızda bilen varsa paylaşabilir. Son durumları bildireceğim. Bir süre blogu aksatabilirim.

Arkadaşlarımın bazılarıyla paylaştım bu durumu (üstünkörü), bana resmen çemkirdiler. "Hani gelecektin, kopacaktık, ne adisin" bilmemne diyorlar iyi de yani ben ailemle görüşmeyi bile gözden çıkarmışım siz kopma derdindesiniz sevgili kankalarım. Bana bu konuda yalnızca Müge anlayış gösterdi. Önder'e de çok bozuldum doğrusu. Tek derdi dağıtmak. İyi artık ya! Ben hayatımı yola koymaya çalışıyorum millet alem peşinde. Kankamdan böyle bir davranışı da beklemezdim. Doğrusu çok üzüldüm. İnsanlar daha anlayışlı olmalı, yardıma ve desteğe ihtiyacım var benim şu sıralar. Ama arkadaşlarımın çoğu, "kalma dön napacaksın, buraya gel kopalım" derdinde. Oraya gelirsem işsiz kalırım. Mezun olur olmaz kafam gelecek kaygısıyla dolup taştı. Geceleri uykum kaçtı, ne bok yiyebileceğimi düşünüp durdum. Böyle bir fırsat yakalamışken, iki günlük eğlencemi düşünmem mantıklı olur mu sizce? Türkiyeye gelemeyeceğim için üzülmüyorum, eğer bu iş olmazsa ve Türkiye'ye dönersem üzgün bir insan olurum... Kendimi sağlama aldıktan sonra, istediğimiz gibi koparız sevgili kankalarım. Bi de Deniz aşağılık pisliğinin tepki göstermesine çok sinir oldum. Bu kız benim eski kankamdı, bilenleriniz vardır, uzun yıllar önce blogumda bahsetmiştim. Hatun benim için parmağını bile kıpırdatmayan, geleceği söz konusu oldu mu ailesini bile satışa çıkarabilecek kadar bencil ve hırslı bir tip. Böyle birşey yapacağım için beni "şuursuzlukla ve cahillikle" suçluyor. İnanılır gibi değil. Arkadaş listemde ciddi elemeler yapabilirim. Gerçi Deniz'i eleyeli uzun zaman olmuştu ama...

Anyways, Türkiye'de 4-5 gün kalmayı planlıyorum.. Bu süre zarfında annemle ve babamla vakit geçireceğim ve bu konu hakkında onlarla konuşmayı planlıyorum... Annemin de b-day'ini kutlayacağım... Birkaç arkadaşım (önder, müge, gizem, tuğçe, eren, gay networküm falan) ve kuzenlerimle, babaannemle, halamlarla, anneannemlerle zaman harcayıp geri dönerim...

Evlilik dışında, iş yerimin benim için çalışma izni alabileceği konusunu da araştırdım. Fakat puanım yetmedi bunu karşılamaya. Hani araştırmadın mı falan gibi tepkiler verilmeden onu da belirteyim... Doğru bişeyler yapmaya çalışıyorum. Yoluna koyunca bahsederim. Şimdilik hoşçakalın.

08 Temmuz 2009 Çarşamba

MİM-28 : MAKYAJ ZAMANI

Şuradaki yazımdan sonra etekteki taşlar döküldü ve olayın şu zihniyetten çıktığını gördüm; "Sen erkek arkadaşını yatağa atma planları yaptığını yazıyorsun, doğum gününde içki içiyorsun, mezuniyette okuldaki dostlarına sarılıp fotoğraf çektiriyorsun. Onun için 'Bu Esther'dir' denmesine kızmamalısın"... Haklısınız çok da mantıklısınız, erkek arkadaşımdan bahsettiğim için ve doğum günü kutladığım için, mezuniyetimde bir daha belki yüzlerini göremeyeceğim arkadaşlarıma sarılıp fotoğraf çektirdiğim için ben tam bir orospuyum. Sizin tabirinizle yolluyum. Sevgilimle yatmam demek, kucaktan kucağa atlamam anlamına da geliyor ve göğüslerimi kıçımı başımı açmak millete oramı buramı elletmek çok uzak olmadığım bir hareket.. Hatta internete porno filmlerim de düşer benim yakında... LOL!!! Bu konu yeterince uzadı, dallandı budaklandı.. Son sözümü söyleyip çekilmek istiyorum; BU ZİHNİYETTEKİ HERKESİN ALLAH BELASINI VERSİN. nokta....

Neyse, normal hayatıma geri dönüp Nil'den aldığım bir mimi yapmak istiyorum şimdi :) Konumuz güzellik&kozmetik bebeğim. Hazırsanız başlıyoruz :)

1. İlk kez makyaj yapmaya ne zaman başladın?
Valla yıl sonu müsamerelerimiz olurdu, okulda. O günlerde teyzem, bir ruj, bir oje falan mutlaka sürerdi bana. Şimdiki aklım olsa asla izin vermezdim.


2. Aldığın ilk makyaj malzemesi neydi ve hangi markaydı?
Annemin arkadaşı Sibel Abla, 13. doğum günümde bana, İsaDora'nın, farını, mat rujunu ve bir de şeftali tonlarında allığını hediye etmişti. Bunlar ilk makyaj malzemelerimdi. Öncesinde annemin eşyalarını kullanıp evde kendi kendime makyaj yapardım eğlenmek için.

3. Makyaj senin için günlük basit bir rutin mi yoksa hastalık mı?
Günlük basit bir rutin. Toz fondöten, siyah göz kalemi ve rimelim. Bir de Sephora'nın müthiş lipbutter'ını sürüyorum, tamamdır. Tek yaptığım bu... Özel günlerde belki far ve daha dikkat çekici bir ruj falan kullandığım oluyor.

4.Karşılaştığın her güzel makyaj malzemesini çılgınca arzuluyor musun?
Hayır tabii ki :) Bir zamanlar öyleydim. Lise sonda, her makyaj malzemesine sahip olma aşkıyla yanıp tutuşuyordum ve paramı biriktirip alıyordum bunları. Kozmetik reyonlarını saatlerce inceliyordum. Şimdi kalmadı böyle bişey.

5. Hiç MAC kullandın mı? Kullandıysan, "işte bu en harika ürünü" diyebileceğin tek bir ürün söyle bana.
Kuzenim Mac'in Hello Kitty allığını hediye gönderdi bana bir iki ay evvel. Pek beğenmedim... i.d'nin toz allığını kullanıyorum arada. Aslında allıklarla pek sıkı fıkı değilim, bu yüzden çok anlamıyorum. Bunun dışında başka ürününü kullanmıyorum MAC'in, ama karşı değilim tabii ki:)

6. Her genç kızın favori göz kalemi vardır. Senin favori göz kaleminin markası ve rengi?
Siyah... Lancome - Le Crayon Khol göz kalemi. Çok memnunum, yağ gibi kayıyor, gözü asla tahriş etmiyor. Tabii ki etmemeli, o kdr para döküyorum lanet olasıcaya. Çok büyük bir kalem olduğu için neredeyse bir yıldan fazla idare ediyor beni. Kalem bozulmaz korkmayın :) Ucunu açmanız yeterli. Memnunum ben, göz kalemi kullanan hanımlara ve beylere tavsiye ederim...

7. Vazgeçemediğin, elinin altında en az üç-dört tane bulundurduğun favori rimelinin markası?
Lancome-Fatale maskaramdan vazgeçemem. Ama üç dört tane de bulundurmam. Bir tane alırım, bitince yenisini alırım.

8. Makyaj alışverişini en çok hangi mağazadan/web sitesinden yapıyorsun?
Mağazadan daha sık yapıyorum kozmetik alışverişlerimi. i.d ve Lancome ürünleri satan herhangi bir yer olabilir. Yıllardır aynı ürünleri kullanıyorum, ekstra şeyler almıyorum. Bu yüzden çok dolaşmama gerek kalmıyor.

9. Makyaj malzemelerini nerede saklıyorsun?
Her zaman kullandıklarımı, minik makyaj çantasında...

10. Makyaj alışverişine aylık ne kadarlık bir bütçe ayırıyorsun?
Aylık??? Ben makyaj malzemesi alırım, 4-5 ay gider. Belirli şeyler aldığım için büyük paralar döktüğümü sanmıyorum.

11. Severek takip ettiğin bir yerli ve bir yabancı makyaj blogunu yazar mısın?
Makyajdan modaya, güzellikten dekorasyona, hatta bazen yemek tariflerine, güzel ve pratik önerilere kadar bir kadına her konuda yardımcı olacak bir blog biliyorum :) Salıncakta İki Kişi

12. Yerli makyaj markalarından favorin hangisi?
Loreal'i, max factor'ü, avon'u bile kalitesiz buluyorum. Kaldı ki yerli makyaj malzemelerine hiç güvenim yok.

13. Hangi makyaj çıkartıcıyı kullanıyorsun?
Genelde makyaj temizleme mendilleriyle hızlıca siliyorum, hafif bir makyaj yaptığım için çabucak çıkartıyor. Ama Loreal'in makyaj temizleme sütünü de evimde bulunduruyorum.

14. Ten ve göz rengin?
Buğday. Göz rengim kahverengi

15."Onsuz yapamam!" dediğin kozmetik markası?
Lancome ve i.d

16. Klasik bir soru: makyaj çantana sadece üç şey koymaya hakkın olsa neler alırdın?
Göz kalemi, parlatıcı, rimel. Zaten başka bişey koymuyorum ki :) Birtek işte bahsettiğim toz fondöteni ekliyorum ekstradan.

17. Bu mim dalgasını hangi bloglara göndereceksin?
Ben de pası, bu mimi yapmak isteyen tüm hanımlara veya beylere yolluyorum xoxo

Hazır kadınları bu kadar ilgilendirecek, güzel bir mimden söz etmişken bişeyden daha bahsetmek istiyorum. Twitter sayesinde yeni keşvettiğim blog Kız Kafası. Kızlar tüm sorunlarınızı yazıyorsunuz ve blogun editörleri size ellerinden gelen en iyi cevaplarla yardımcı oluyor. İlişkiler, kızsal meseleler vs gibi konularda biz kadınlara yardımları dokunacağını umuyorum. Bence blog listenize eklemelisiniz :)

06 Temmuz 2009 Pazartesi

SİKTİRİN GİDİN!!

Gerçekten çok kırgınım ve çok sinirliyim şuan... Uzun bir yazı oldu ve sizden (yani gerçek dostlarımdan) fedakarlık yapıp sonuna kadar okumalarını istiyorum bu yazıyı... Biran önce okumanızı istediğim için blogun yazı yayınlama düzenini falan siktir edip şuan size ruh halimden söz etmek istiyorum... Gaykedi Friendfeed'e üye olmuş, ve şöyle bir paylaşımda bulunmuş... Ben ff üyesi değilim ama twitter aracılığıyla görüp baktım. Beni gerçekten rahatsız eden iki yorum vardı altında.. Biri demiş ki : "Bu fotoğraf esther'indir" öbürü de demiş ki "Esther sarışın değil".... Ha yani esmer olsa o kadın evet Esther olabilir diceksiniz öyle mi??? Yazık ya... O kadının ben olmadığı gayet açık ve net, bu insanlar da görüyor.. Amaçları resmen çirkinlik yapıp hadise çıkarmak, karalamak!! Belli bu!

Ne sanıyor bu insanlar beni acaba? Her gece çılgın partilere akan, sınırsız içki içen, hap atan, seks manyağı, her gördüğü erkeğin üstüne atlayıp, uluorta göğüslerini açıp elletecek kadar adi bir insan mı? Bu yorumları görünce bütün sinirim altüst oldu. Oraya Besim arkadaşım aracılığıyla bir yorum yaptım. Ama hayır uğradığım hayal kırıklığı ve yaşadığım sinir harbi geçmedi. Haftada 1-2 gece dışarı çıkıp, dostlarımla, masumca eğleniyorum, erkenden evime dönüyorum içki dahi içmiyorum bu yani... Sebebi ise reflüm olması ve içkiye hiçbir zaman çok aşırı düşkünlüğü olan bir insan olmayışımdan kaynaklanıyor. Hayatımda hiç uyuşturucu madde de kullanmadım. Yani şu satırları yazarken sinirden ağlayabilirim. Bu nasıl bir terbiyesizliktir ya? Rahat rahat kimseyi umursamadan yazıyorum "Bu kız 1 anlatıyorsa 10 yapıyordur" diye düşünülüyor herhalde. İki tane ünlü adama "taş gibi" dedim, iki adam içinde "of yavrum götürürüm ben bunu" gibi kelimeler sarfettim diye OROSPU mu sanıyorsunuz siz beni?

Ben özgür bir insan olduğum için, bu duyguyu sonradan yaşamadığım için, hiçbir zaman kendini kaybeden, ailesine ve kendisine karşı sorumluluklarını unutan, dağıtan, kucaktan kucağa atlayan bir kız olmadım. Beni bilen tanıyan arkadaşlarım var. Biliyorlar evden bile çıkmıyorum doğru düzgün. Bunları düşündürecek hiçbirşey yapmıyorum. Ne bekliyorsunuz? Annecim seni çok seviyorum, bugün dersimi çalıştım ve uyudum gibi şeyler yazmamı mı? 23 yaşındayım ben ya, YETİŞKİNİM!!! İki kere dışarı çıkıp, doğum günü ya da mezuniyet kutlamam ve bu fotoğrafları blogumda paylaşmak gibi normal bir davranış mı koyuyor size? Ne kadar sığsınız, ne kadar art niyetlisiniz. Bitti bu iş. Böyle fesat, böyle ceviz beyinlerin hayatımı bilmesini istemiyorum. Ben burada 1 yıl yalnız takıldım, sevgiliyi geç, bakıştığım bir çocuk bile olmadı. Beyninizin hangi skilmiş lobundan fışkırıyor bu zavallı fikirler??? Benim hakkımda böyle bir kanıda olsanız bile, bunu ulu orta söyleyip fitne karıştırmanızı kasıtlı olarak görüyorum... Bilmiyorum ya gerçekten yani inanılmaz çöktüm moralman... Böyle fotoğraf vermem, benden nasıl beklenebilir? Midem bulanıyor gerçekten bütün bu olanlardan sonra. Saygıyı hiç haketmeyen bir sürü insan benim hayatımı okuyormuş meğer... Böyle düşünüp, blogumu gizlemeye karar vermiştim. Vazgeçtim. Gizlemiyorum a.q ben utanç verici bişey de yapmıyorum... Esas böyle sığ insanlar kendilerini gizlesinler.. Banane!!! Umursamakla hata ettiğimi farkettim hakkımda böyle düşünenleri

NOT: Gaykedi'ye karşı hiçbir suçlamam yok. Onu sevmeye devam ediyorum , olayın onunla ilgisi yok. Eline geçen bir fotoğrafla böyle, eğlenceli bir geyik yapmak istediğini söyledi... Friendfeed'in nasıl tiplerden oluştuğunu bilmiyordu tabii ki.. Bu yüzden, onu suçluyormuş gibi görünmek istemem. Hiçbir problemim yok onunla... Olamaz da...

TAŞ

video

"Dance for me baby" kategorisini kaldırdım, ama yeniden yapıcam hiç merak edilmesin... Şimdilik idare etmeniz için, yaradanın boş vaktine gelmiş erkeklerin toplaşıp oynaştığı, yeme de yanında yat bir video koyuyorum. Bir nevi striptiz show denebilir. Bana bir süre önce, sevgili Dilay Kemer yollamıştı bunu. Videoya yorum atanlar, geçen seferki gibi muhtemelen kadınlar ve gayler olacaktır. Heteroseksüel beyler kabuklarına saklanacaktır...

Bu beyleri kabuklarından çıkarmak için aklıma bir fikir geldi. Biz kadınlar bir Gisele Bundchen'i, bir Adriana Lima'yı görünce "Offf yaa hatun taş gibi fıstık yaaa" gibi gayet komplekssiz yorumlar yapabiliyoruz. Bu cepte! Burdan yola çıkarsak, kafama takılan birkaç soruyu sormak istiyorum beylere:

1-Neden hiçbir heteroseksüel adam hemcinsleri için "Off ya herif harbiden taş gibiymiş" demiyor?

2-Neden adam bu tür soruları "Yahu ne bileyim ben erkeğim ne anlarım erkekten?" şeklinde, aptalca bahanelerle geçiştiriyor?

3-Kompleksiz bir şekilde, güzel bulduğu bir kadına "of taş gibiymiş" diyebilen bir kadın düşünün. Bu kadın bir başka hemcinsine karşı beğenmeme hakkını kullanabiliyor bazen diyelim. Peki bu hakkını kullandığı zaman, erkekler çıkıp neden "Kıskançsın işte biliyorum, puahahah" diyorlar? (Kendileri bunu fazlasıyla yapmıyorlar mı oysa?)

03 Temmuz 2009 Cuma

LONDRA GÜNLÜĞÜ-15 : GIRLS NIGHT


Her perşembe "Girls Night" düzenlediğimizden söz etmiştim daha önce. Ama bu yıl pek çoğuna katılamadım, ey kardeşlerim. Çünkü yılın büyük kısmında depresyondaydım. Daha önemli bir sebep de, girl night'ın kurucusu kankamın, bu yıl Londra'da çok az vakit geçirmesi ve güzel organizasyonlar hazırlanamamasıydı. Bu seferki de pek güzel bir organizasyon değildi. Daha önceleri bütün mekanı kapatırken şimdi ufak bir gruptuk. Dolayısıyla yalnız değildik, etrafta pek çok insan vardı. Fazla coşamadık. Bunların yanı sıra çok erken gidip çok erken ayrılmam gerekti. Çünkü gece tahmin ettiğimden erken başladı. Erken ayrılmamın sebebi de (yani 11 gibi eve döndüm) iki gündür süren baş ağrısı ve mide bulantımın beni yalnız bırakmamasıydı. Bu sebeplerden ötürü pek keyif alamadım. İnsan hastayken etrafa bakması zor oluyor biliyorsunuz. Hatta bu satırları da perişan bir halde yazıyorum. Ama gene de eğlenceliydi. Benim için sezonun son "Girls Night"ydı. Bir sonrakine Türkiye'den döndükten sonra katılmayı planlıyorum. Belki bu kez hakkıyla eğlenebilirim? Geceden bazı fotoğrafları bloguma koydum.




Bazı insanlar neden bana "Orada çok yalnız görünüyorsun" diyor anlayamıyorum :) Çevrem pek çok değişik insanla dolu yahu. Ne yalnızlığı. Lütfen acımayın bana :)




Yaşlanmış olabilirim. Ama henüz ölmedim. Sarılabileceğim lezbotlar bulabildim :)




Ben dedikoduyu çok seven bir kızım :) Pek çok kız gibi




Mekana gelen diğer iğrenç müşterilerin, gecemizi bozmasına izin vermedik tabii ki :) Bu gördüğünüz adamla ilgimiz yok... Ve güzeller güzeli dövmemin bir kısmı :)




Geleneksel bir "Girls Night" tan daha az kişiydik ve bütün mekanı kapatamamıştık. Amy'nin yokluğunun hissedildiği konulardan biri de buydu :)





Yukarıdaki fotoğrafta yamulmuş gibi görünüyorum, malum mide bulantısı ama bir yudum bile içki içmedim bütün gece :) Belki diet cola çarpmıştır? İnanın zorla gülebiliyordum.

Ve gördüğünüz gibi, eğlenceli ama kısacık geçen bir akşamın ardından evime geldim, blogumu yazdım. Sizler bunu okurken ben büyük ihtimalle iş yerimde uyukluyor, ya da mide bulantısı&baş ağrısı geçmediği için izin almış, evinde uyukluyor olacağım. XoXo

01 Temmuz 2009 Çarşamba

ANLAMIYORUM

ANLAMIYORUM-1: Güzel rüyalar görmekten nefret ediyorum. Çünkü uyanınca "Yaaa off kahretsin rüyaymış, o kadar da mutlu olmuştum" diyorum. Moralim bozuluyor gerçek olmadığını öğrenince. Aslında güzel rüya gördüğümüz için mutlu uyanmamız çok saçma. Bence hayal kırıklığına uğramalıyız... Kabus görmeyiyse seviyorum. Uyanınca "Ohh be kabusmuş, herşey normale döndü, thanks god" falan diyorum. Bütün günüm şükrederek geçiyor... Mantıklı olan bu değil mi yani? Bence "güzel rüya gördüm yaşasın" diyenlerde bi sorun olmalı. Değil mi??

ANLAMIYORUM-2 : Friendfeed denen olayı anlamıyorum. Millet kendisine ait olmayan video veya fotoğrafları paylaşıyor bütün gün tek yaptıkları bu. Blogunu koy bitek onun tanıtımını yap, anlayabilirim. Ama elalemin videosunu, fotoğrafını, yazısını koyupta orda entel muamelesi görmemeli bir insan... Friendfeed üyeleriyle inanılmaz sıkıcı bir ortam.. Korku filminde ilk ölen, bilgisayar manyağı, gözlüklü şişko (ya da aşırı zayıf) tipler vardır ya, işte friendfeed'deki erkeklerin hepsi bunların arasından özenle seçilip üye edilmiş olmalı. Tek konuları "iphone gs3, mac'im arıza yaptı, ya da şapkadan mendil koparıp burun silme makinesi icad ettim" falan... Böyle işe yaramaz tipler. Kadınlara gelince %50 si feminist grup. Bunlar entel, sakallı, bıyıklı, kadınlar (cidden sakal falan var bu hatunlarda). %50 si ise muhafazakar ben bilmem beyim bilir tayfası... Normal bi tip yok anlayacağınız. Böyle insanlarla zaman geçirmekten keyif alan arkadaşlarım var. Bütün gün ff'de takılıyorlar. Ne buluyorlar orada merak ediyorum?

ANLAMIYORUM-3 : Twitter'ıma sana hayranız diye beni ekleyen hatunlar, hangi adama göz diksem, bir iki muhabbet çevirmeye çalışsam, fanlarım ortaya çıkıp onla muhabbet kuruyorlar. Ne yapmaya çalıştıklarını anlayamıyorum. Başlarım böyle fanlara. Mercek altına aldığım adamlardan uzak durun sürtükler :) Yoksa kesilmiş ayak tırnaklarımı ağzınıza sokuştururum ve bundan büyük bir mutluluk duyarım.

29 Haziran 2009 Pazartesi

BUGÜN 23 YAŞINA GİRDİM :-/

Bugün benim doğum günüm, tebrik mesajlarınızı bugün yollamalısınız. Ama haftasonuna denk gelmesi için cumartesi yaptık partiyi. Muhteşem bir parti evinde, oldukça kalabalık ve keyifliydi :) Pek çok insanı tanımıyordum bile. Bizde böyle bir klişe var, doğum günlerinde b-day girl'ün tanımadığı bir sürü insan üşüşür mekana. Nerden alıyorlar haberi bilmiyorum. Neyse, yeme içme, içki stoklama gibi hazırlıkları bir gün önceden evlerimizide halletmeye başlamıştık, ciddi anlamda enfes yiyecekler yaptık. Parti evinde, muazzam b-day pastamı yaptım o kdr. Herşey hoştu, ev ayarlamak yılın en iyi fikriydi:) Eğlendik, sayısız shot yaptık, güzel hediyeler verdiler bana :) Ama 1 yaş daha yaşlanmak içler acısı bir durum. Keşke 86'lı değil de 96'lı olsaymışım :( Neyse millet, b-day'imden birkaç fotoğraf paylaşacağım tabii ki sizle...







Yeni yaşım için ne diliyorum biliyor musunuz?

Bu adam kadar yakışıklı ve cool

Bu adam kadar eğlenceli ve stil sahibi

Bu adam kadar entelektüel ve zeki

Bu adam kadar erotizm yüklü

Bu adam kadar duygusal ve ilgili

bir adam diledim :P Bu 5 erkekteki ayrı özelliklerin hepsini taşıyan bir adam varsa, hemen benimle iletişime girsin :) Evet, sevgilim sayılabilecek biri var hayatımda. Lakin pek çok eksikliği var, ztn ciddi bir durum da yok. Bu yüzden böyle şeyler dilemeye hakkım olduğunu düşünüyorum :) Anyways, normal doğum denen zor ötesi bir olayla dünyaya geldiği ve bu boktan evrende 23 yıl yaşam sürdürebildiği için bu mütevazı kankanızı tebrik edin bakalım :)

NOT: Allah'ım en üstteki fotoda ne iğrenç çıkmışım? Bu tiple nereye kdr :D cık cık cık

26 Haziran 2009 Cuma

CAHİL GELDİN CAHİL GİTME

Bazen blogumda "ben müslüman değilim, ben dinlere inanmam, dincileri sevmem, dinlerle ilgim yok" gibi şeyler söylerim yeri gelince. Bu iki kelimeyle geçiştirdiğim, benim için çok da önemli olmayan konu, pek çok insanı rahatsız ediyor olsa gerek. Çünkü bu cümleleri kurduğumda hep "peki müslüman değilsen hangi dindensin? hristiyansın madem biz sana saygı duyuyoruz sende bize duy, siz hindi kesince biz bişey diyor muyuz? dinlere inanmıyorsan din hanende ne yazıyor?" gibi super salak sorular soruluyor...

Vatandaş cahil. Dinleri reddetmek ve yalnızca yaratıcı bir güce inanmak gibi bir durum olabileceğinden haberleri yok. Kabullenemiyorlar. Nasıl bir mantıktır anlayamıyorlar. Elimden geldiğince bu konudaki hislerimi anlatıcam.

Nüfus cüzdanımın din hanesinde "İslam" yazıyor. Annem bir müslüman. Babam ateist ama onun da din hanesinde "İslam" yazıyor. Kısacası müslüman bir sülaleye mensubum, müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyorum. Dünyaya bir müslüman olarak geldim. Teyzemin zoruyla kuran kursuna gittim, cüz falan okumam oradan kalma bi durum :) Ayetel Kürsi'yi, Ettehiyatü'yü, Sübhaneke'yi, Kevser'i, Elham'ı falan ezbere biliyorum. 9-10 yaşlarındayken anneannemden özenip namaz kılardım, oruç tutardım. Yani tipik bir Türk çocuğu sayılırdım. Babam benim kuran kursuna gittiğimi öğrenince kıyametleri koparmış, teyzemle kavga etmişti, uzun süre konuşmamışlardı. Beni de görüştürmemişti. Annem de bir müslüman olarak bozuluyordu babamın bu tavrına. Benim yobaz olmamak koşuluyla, müslümanlığın şartlarını öğrenmemi, dinini sayıp seven, iyi bir müslüman olmamı isteyen bir insandı annem. Hala da öyle. Laik ve modern bir kadındır, bununla beraber dinine de bağlıdır. Özel günlerde namazını kılar, orucunu tutar, ya da ne gerekiyorsa yapmaya çalışır.

Blogumda isim veriyorum, beni arayan herkes bulabilir. Annem de dahil. Bu zamana kadar burada din konusuna çok girmememin nedeni de annem. Dediğim gibi, din onun için hassas bir konu. Dinlerle ilgili fikrimi net bir şekilde öğrenirse, kalbi kırılır buna eminim.. "Bu konudaki görüşümü bilmesine gerek yok" diye düşünüyordum. Artık bi önemi kalmadı. Çünkü bu benim hayatım ve ben bu saçma sapan sorulardan bıktım. Herşeyi anlatıcam, görürse de üzgünüm, durum bu.

Konuya geçelim. Benim babam işsiz kaldığı dönemlerde, beni karşısına alıp daha çok konuşma fırsatı buldu. Küçük bir çocuktum, ama ilgim kolay kolay dağılmıyordu ve büyüklerle ciddi sohbetleri seviyordum. Bu dönemlerde babam bana, dinlerin ve tanrının aslında insanların uydurması olduğunu kibar ve mantıklı bir dille, aşırıya kaçmadan açıklıyordu. Gerçekten kafama daha çok yatıyordu söyledikleri, anlatılan masallardan ziyade. Bu şekilde bana ateizm fikri aşılandı, annem her ne kdr karşı çıksa da, mantıksız geliyordu söyledikleri, çelişkideydim. Sonuç itibariyle, belli bir yaşa gelince daha çok kitap okudum, araştırdım, diğer dinleri okuduk babamla böyle böyle ateizmi daha mantıklı bularak bunu seçtim. Din hanemde "Islam" yazmaya devam etti.

Lise 3. sınıfa kadar da gerçek bir ateist olarak yaşadım. Tabii bunu annem bilmedi. Neyse efendim, bir gün bir mucize oldu (bunu anlatırım ilerde)... Bu çok büyük birşey, Tanrı'dan gelen bir mucizeydi (belki size öyle gelmez ama bence öyleydi) O zaman tanrının varlığına inandım. Ama bana öğretilenler, araştırmalarım, tüm o mantıksızlık silsilesi, bana bütün dinleri reddetmemi söyledi. Ne müslümanlık, ne hristiyanlık, ne musevilik, ne başka dinler bana göre değil. Ben sadece Tanrı'ya birebir, kendi istediğim şekilde dua etmek, dilekte bulunmak ya da şükretmek istiyorum. Bu konunun da ayrıntıları var. Dinlere bakış açım, hepsi hakkında tek tek yorumlarım var. Ama uzun uzun anlatamayacağım burada. Çok da önemli değil zaten. Yer ve zaman harcayamam, artık hiç ilgimin kalmadığı bir konuyla ilgili. Ama bunu seçmemin nedeni, tanrıyı ve onun sonsuz gücü olduğunu savunan bir inanç şekli olmasıdır.

Şuan nüfus cüzdanımın din hanesinde halen "İslam" yazıyor. Bunun sebebi de "dinsiz" yazmasının pasaportta vizede veya diğer devlet dairelerinde ömür çürütülecek işlemlerde sorun çıkarmasıdır. Ölene kadar islam yazıcak gibi görünüyor, ve ölünce de sanırım normal bir cenazem olucak (bildiğin Müslüman cenazesi) Fakat ben ne hristiyanım, ne müslüman, ne de başka birşey. Ben sadece Tanrı'ya inanan bir insanım, "onunla aramda, uydurma olarak gördüğüm kurallardan oluşan bir kitap olmamalı" diye düşünüyorum. Şimdiye kadar beni bu düşüncemden saptıran hiçbirşey olmadı. Umarım algılayabilmişsinizdir, çünkü bir daha anlatmicam..

24 Haziran 2009 Çarşamba

MUSİKİŞİNAS

Ne yazık ki twitterda haddini bilmeyen insanlar iki twitimden yola çıkarak beni full "Serdar Ortaç, Hakan Peker, Demet Akalın" dinleyen bir tip olarak görüp sürekli dalga geçiyorlar. Bende "evet çok seviyorum" diyorum, hatta Dilay'la konuşurken bi konu açılmıştı "Ben rock'n coke a gitmem ben serdar ortaççıyım bilmiyo musun" demiştim. Artık bu durum benim için böyle geyik gibi bir hal aldı anlayacağınız. Ama insanlar bunu ciddiye alıp benim müzik zevkimi eleştirmeye başladılar. Aptal saptal yorumlar yapıyorlar.

Aslında evet, ben Serdar Ortaç 'da dinlerim, Demet Akalın'da dinlerim. Hiç de gocunmam, esas anlatmak istediğim buydu twitterda. "Bakın ben bunlardan gocunmuyorum." İnsanları dinlediği müziğe göre yargılamak çok teenage bi olay. Ama böyle tatsız mevzularla karşılaşınca "eeeh yeter be" dedim. Ben küçüklüğümden beri Pink Floyd ne bileyim bi Led Zeppelin, Bob Marley, The Doors, Bee Gees, Cansas, Morrissey, Aretha Franklin, Patti Smith, Janis Jopelin, Edith Piaf gibi isimlerin en sağlam parçalarını dinleyerek büyümüş insanım. Babam Türkçe popa karşı bir tipti. Dinlediğimi duyunca sinirleniyordu. Bu da bence yanlış bir tavır. Sonuçta bütün bu isimlerin yanı sıra Ajda Pekkan (işte dönemin meşhur isimlerinden) Yonca Evcimik, Demet, İzel vs isimleri de dinledim. Annem TSM çok sever, sürekli dilinde bu şarkılar vardır, onun sayesinde TSM de sevdim, bilmediğim şarkı yoktur eskilerden falan. Bu şekilde bende karman çorman bir müzik zevki oluştu. Hiç belli bir türe saplanıp kalmadım, diğer türleri aşağılamadım, bu çok ghetto bi tavır kusura bakmayın...

Müzik zevkim bu kadar eleştirildiği için kendime dinlediğim müzikleri paylaşmak istediğim bir blog oluşturdum. Yeri gelecek, Serdar Ortaç'da koyucam, yeri gelecek Jefferson Airplane'de koyucam. Ben müziksiz yaşayamam, belli bir müzik türüne bağımlı kalarak da yaşayamam. Benim için her müzik iyidir. Müziktir çünkü! Hiçbir eseri aşağılamam, beni mutlu ettikten sonra, iki insan ne düşünür diye gizli gizli dinlemem. Rahatım, siz de öyle olun... Bayrampaşalı Metalci gençlik gibi kompleks tavırlar sergilemeyin. "Serdar Ortaç müzik piyasasının içine sıçtı!" ne demek ki şimdi bu? Ne münasebet! Bütün yaz hepimizi coşturup eğlendiriyor mu? Evet! O halde benim için konu kapanmıştır...

Neyse, eğer arzu ederseniz yeni Müzik Blogum BURADA . Müziksever kankalarımdan, beni izlemeye almalarını ve takip etmelerini rica ediyorum :) Sevgiler...

YORUM REKORTMENLERİM